08.09.2010 23:31:32   
        DP 
DP'ye Uyarı

17-18 Kasım 2007 tarihlerinde yapılacak DP Olağanüstü Büyük Kongresi öncesi, GİK Üyesi Tuncer Engineratan, Beyoğlu Noterliği'nden çektiği ihtarname ile Genel Başkan Mehmet Ağar'a uyarılarda bulundu. 

 
 
Mevzuata aykırı işlemler yapılması, yetkili ve görevli organların çalıştırılmaması, Merkez teşkilatının taşra teşkilatlarına müdahaleleri, milletvekili adaylarının tespitinde yapılan hatalar, “ovada siyaset” söylemi, yanlış bilgilere dayanan konuşmalar, verilen sözlere uyulmaması, ANAP’ın DP’ye katılmasının fiyaskoyla sonuçlanması, propaganda ilkelerine aykırı propagandalar sebepleriyle seçmene, hatta parti üyelerine güven verilememesi, parti üyelerinin dahi seçimde partiye oy vermemesi ve seçimin hüsranla sonuçlanması konularına açıklık getiren, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Tuncer Enginertan’ın Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na gönderdiği ihtarnamenin tam metni

BEYOĞLU 11. NOTERLİĞİNE

 
KEŞİDECİ                    : Tuncer Enginertan.
                                    
MUHATAP                   : Mehmet Ağar.
                                    
KONU                           : Bazı görüş ve tekliflerim hakkında.
AÇIKLAMALAR            : 1)14 Mayıs 2005 tarihinde, ikinci defa, Genel Başkan seçilmenizden sonra, İstanbul’da bulunduğum sırada, saat 23.45’de, telefon ederek, beni, hazırlayacağınız Genel İdare Kurulu üye adayları listesine almak istediğinizi söylediniz. Kırk yıldır siyaset dışında kalma kararlılığıma rağmen, teklifiniz ve hukuk bilgimle faydalı olabilirim düşüncesiyle, isteğinizi kabul ettim.
                                   Büyük Kongre delegelerinin, en çok oy verdikleri üyeden beş oy az, en az oy verdikleri üyeden ikiyüzsekiz oy fazla vermeleri ile Genel İdare Kurulu Üyeliğine seçildim.
                                   2)Siyasette ve Partide yeni olduğum için, Genel İdare Kurulundaki görüşmeleri bir süre takip etmeye ve konuşmamaya karar verdim.
                                   Toplantılarda, önce, mevzuatı bilmemekten kaynaklandığını zannettiğim, özellikle, teşkilâtla ilgili Genel İdare Kurulu kararlarının, hukuken, siyaseten ve hatta mantıken kabulünün mümkün olmadığını, ısrarla hukukîlikten keyfîlik alanına geçildiğini tesbit edince, Genel İdare Kurulunun, yeni dönemde yaptığı dördüncü toplantı olan, 18/08/2005 tarihli toplantıda, mütalâamı ve mevzuata aykırılıkları belirttim.
                                   Hatırlarsınız : 18/08/2005 akşamı bana telefon edip, tebrik ve teşekkürlerinizi bildirerek, “Bugün Genel İdare Kurulunun yıldızıydın” dediniz.Bazı Genel İdare Kurulu Üyeleri, bu görüşünüzü onlara da bildirdiğinizi bana söylediler.
                                   18/08/2005 tarihli Genel İdare Kurulunda sözlü olarak belirttiğim mütalâamı, Genel Sekreter Prof.Dr.Kamil Turan’ın isteği üzerine, 23/08/2005 tarihli yazımla kendisine gönderdim. Yazım, 10/10/2005 tarihli Genel İdare Kurulu toplantısında üyelere dağıtıldı.
                                   Parti Tüzüğünün 37.maddesinin (b) bendi uyarınca, “Başkanlık Divanı’nın teşkili ile Genel Başkanın ve Genel İdare Kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelik ile belirlenir.” hükmünü âmir olmasına rağmen, bu yönetmelik hazırlanıp yürürlüğe konulmamıştı.
                                   Bu durumda, “Doğru Yol Partisi Genel İdare Kurulunun Çalışma Esas Ve Usulleri” adlı yönetmelik teklifimi hazırlayıp, 10/10/2005 tarihli yazımın ekinde, Genel Sekreterliğe sundum. Yönetmelik teklifim, Genel İdare Kurulunun, ancak, 20/01/2006 tarihli toplantısında görüşülebildi ve kabul edildi. Fakat, Yönetmelik, Parti Tüzüğünün 85.maddesi uyarınca, kabul edilmek ve yürürlüğe konulmak üzere, bugüne kadar, Merkez Karar Kuruluna intikal ettirilmedi.
                                   Özetle, hukukîlikte değil, keyfîlikle ısrar ediyordunuz.
                                   Genel İdare Kurulu Üyeliğine seçildikten kısa bir süre sonra şu kanaate vardım: Partinin tabanı var, ancak maalesef tavanı yok.       
                                   3)22/07/2007 akşamı, seçim sonuçları açıklanmaya başlayınca, Partinin Basın Müşaviri, televizyonlarda okuduğu açıklamanızda,  “Demokrat Parti Genel Başkanlığında istifa ediyorum. Kamuoyuna ve Demokrat Parti’ye gönül veren aziz dava arkadaşlarıma duyururum.”dediniz.
                                   İstifa etmeniz, Kamuoyunda ve “Demokrat Parti’ye gönül veren aziz dava arkadaşlarım” dediğiniz Parti mensuplarında memnuniyet yarattı.
                                   İstifanız, Partinin, yeni genel başkan ve yeni genel merkez kadrosu ile başarılı günlerine dönmesini sağlayabilirdi. Nitekim, istifanız üzerine, Partide hareketlilik başladı ve genel başkan adayları çıktı. Ancak, bugün, DP ülkenin siyaset gündeminden düşmüştür.
                                   İstifanızı açıklattırmanızdan sonra, Genel Başkan olarak sizden beklenen, Genel İdare Kurulu toplantısına katılmanız, istifa mektubunu vermeniz, Partinin bu duruma düşmesine sebep olan söz ve hareketler, özellikle akçeli iş iddiaları, milletvekili adaylarının tesbiti ve ANAP’ın DP’ye katılmasının gerçekleşememesi konusunda açıklamalar yapmanız, seçim sonuçlarını yorumlamanız, bilgi vermeniz ve Parti mensuplarına veda etmenizdi.
                                   4)Parti Basın Müşaviri tarafından istifanız açıklandığı ve henüz Partiye dönmediğiniz günlerde, Demokrat Parti Genel Başkanlığına gönderdiğim, Bodrum 2. Noterliğinden, 07/08/2007 tarih ve 10654 No. ile onaylı yazımda görüş ve tekliflerimi bildirdim.
                                   Bana yazımın size verildiği bildirildi.
                                   Bu yazımda da, yapılacak Büyük Kongrede herhangi bir göreve talip olmayan bir üye olarak, bazı görüş ve tekliflerimi bildiriyorum.
                                    Görüş ve tekliflerimin, sonucu değiştirmeyeceğini biliyorum.Çünkü, 18/08/2005 tarihinden itibaren ve son defa, 26/03/2007 tarihinde, gerek Genel İdare Kurulu toplantılarında, gerekse özel konuşmalarımızda, görüş ve tekliflerimi itiraz etmeden dinlediniz, çok defa hak da verdiniz. Ancak,hiçbir şey değişmedi. Ben, Genel İdare Kurulu Üyesi olarak, hukukî ve vicdanî sorumluluğumun gereğini yerine getiriyorum.       
                                   5) Sizin istifa ettiğinizi açıklamanızdan sonra, 25/07/2007 tarihli, Genel İdare Kurulunda, istifa etmediğinizi, Basın Müşaviriniz vasıtasıyla bildirdiğiniz istifanın, yazı ile bildirilmedikçe hukuken geçerli olmayacağını söyledim.
Nitekim istifa ettiğinizde, sizi yakından tanıyan eski bir parti üyesi, “Mehmet Ağar istifa etmedi.Olağanüstü Büyük Kongre kararı aldıracak, Genel Başkanlığa dönecek, Büyük Kongreye kadar bir defa Genel İdare Kurulu toplantısını yaptıracak ve Genel Başkanlığa tekrar aday olacak” dedi. Maalesef, bu tahmin, gerçekleşiyor.
                                   Basın Müşaviri vasıtasıyla istifanızı açıklattırdığınızdan sadece yirmidört gün sonra, Genel Sekreterliğe gönderdiğiniz, 15/08/2007 tarihli fax mesajınızda, Demokrat Parti Genel Başkanı sıfatıyla:
                                   “Bugünkü Genel İdare Kurulu toplantısına sağlık sebebiyle katılamıyorum. Seçim akşamı ortaya koyduğum iradenin hukukî anlam kazanması ancak bir Genel Kurul, Büyük Kongre sonucu olacağı açıktır. Bu nedenle fiilen ve hukuken Genel Başkanlık görevini kongre bitimine kadar sürdüreceğim tabiidir.
                                   Bu nedenle, tarafıma ulaşan çok sayıda Büyük Kongre delegesi İl Başkanlarının Olağanüstü Büyük Kongre taleplerinin değerlendirilmesi doğru olacaktır.
                                   Bu kararın ise Genel İdare Kurulundan çıkarılmasını uygun olacağını düşünüyorum.
                                   Partide alınacak kararların, tabanımız talebine göre olması, siyasi geleneğimizin gereğidir. Önemle rica ederim.” diyordunuz.
                                    Mesajınız okunduğunda hayret ettim. Demek ki, tek taraflı bir irade beyanı olan istifa, ancak Büyük Kongre sonucu anlam kazanabiliyordu…
                                    “Partide alınacak kararların, tabanın talebine göre olması,…” fikrine ise, ancak gülünür.Genel Başkanlığınız döneminde, yüzlerce teşkilâtı görevden uzaklaştırmanız, milletvekili adaylarının merkez yoklaması ile tesbiti ve milletvekili adaylarının tek seçici olarak tarafınızdan seçilmesi kararları da, “tabanın talebine göre” mi verildi.?
                                   Genel Başkanlıktan istifa ettiğinizi açıklatmanızdan sonra göreve dönmeniz, sizi tanımayanlarda şaşkınlık yarattı.
                                   Meselâ, Şükrü Küçükşahin’in “Hani memur değildi ‘Mehmet Mehmet Ağar’” başlıklı yazısından bir bölüm :
                                   “Mehmet Ağar’ın DP’nin Genel Başkanlığı’na dönüşüne çok şaşırdım.
                                   Eski Genel Başkan Yardımcısı ve Ağar’ın en yakın arkadaşı Celal Adan, bana defalarca, ‘Mehmet Bey dönmeli’ demişti.
                                   Ağar’ın en yakınlarından bilinen diğer Genel Başkan Yardımcısı Melek Atalay’ın da aynı görüşte olduğunu biliyordum.
                                   Bu iki ismin görüşlerine rağmen şaşkınlığımı gizlemiyorum.
                                   Birincisi; bu iki isim artık Ağar’ı etkileyemezler, diye düşünüyordum.
                                   İkincisi ve asıl neden Ağar’ın, 5 Ağustos’ta bana verdiği demeçti.
                                   ‘Çekildim kenara, kendimize bakıyorum.34 senedir harp ediyoruz; dile kolay, biraz sükunet lazım’ diyen Ağar’a şunu anımsattım :
                                   İstifanın gerçek olmadığı, geri döneceğiniz söyleniyor.
Memur muyuz
                                   Bakın o gün, Ağar bu soruma ne yanıtı verdi:
                                   ‘Biz memur muyuz ki bir de istifa dilekçesi yazalım? TV’lerde beyanatım çıkmış.Bu beyanat nedir yani? Yazılı teyit gerekir mi? Biz çocuk muyuz? ‘Hayır, ben etmemiştim, ağzımdan kaçtı’ mı diyeceğiz? Çok istiyorlarsa onu da yaparız.’
                                   Bu sözlerin sahibi, seçim kampanyasında ‘Mehmet, Mehmet Ağar’ sloganını kullanan bir liderdi.
                                   Sloganın anlamını açıklamaya hiç gerek yok; ama Ağar’ın basın sözcüsü Necmi Hatipoğlu’na seçim gecesi yaptırdığı istifa açıklaması ortada.
                                   Geri dönüş kararı, ‘Mehmet; Mehmet Ağar’ slogandaki kişiliğe haksızlıktır.
                                    Ancak, anlaşılan Ağar, seçim kampanyasındaki gibi kendisine gösterilen tabloyu perdenin arkasındaki gerçeklerle karşılaştıramıyor.”
                                   …” (Hürriyet, 20/08/2007)
                                   Yazarın tesbitleri, ne yazık ki, doğrudur.
                                   6)15/08/2007 tarihli faks mesajınızın  okunduğu, 15/08/2007 tarihli Genel İdare Kurulu toplantısında, Olağanüstü Büyük Kongrenin 17-18/11/2007 tarihlerinde toplanmasına karar verildi.
                                    İşin garibi, âcilen Olağanüstü Büyük Kongre yapılmasını teklif eden ve kabulü için gayret sarfedenler, Genel İdare Kurulunun, 07/05/2007 tarihli toplantısında, ön seçime karşı çıkıp merkez yoklamasını ve 04/06/2007 tarihli toplantısında, aday tesbit ve sıralamasında, Siyasi Partiler Kanunu ve Parti Tüzüğünün âmir hükümlerine aykırı olmasına rağmen size yetki verilmesini kabul edenlerdi.
                                   Mevcut delegelerle, milletvekili adaylarının seçilmesinin mahzurlu olduğunu söyleyenler,bu defa,üç ay, on gün sonra, aynı delegelerle, Büyük Kongre yapılmasını teklif ve kabul ettiler…
                                   Karara, yedi üye ile birlikte red oyu verdim.İki üye de çekimser kaldı. Karar, ancak yirmibir üyenin kabul oyu ile verilebildi.
                                   Büyük Kongrenin Mayıs 2008 tarihinde olağan kongre olarak yapılmasını uygun görmemin sebebi, milletvekili seçimlerinden sonra çok sayıda büyük kongre delegesinin istifa etmiş olması ve bazı teşkilâtlara kongre yaptırılmamış olmasıdır. Meselâ, Bitlis il kongresi 6 yıldır yaptırılmamıştır.
                                    7)23/08/2007 tarihli, DP-07-05-907-1160 sayılı ve bazı Genel İdare Kurulu Üyeleri muhatap yazınızda,  aynen:
                                   “Genel İdare Kurulunun, 15 Ağustos 2007 tarih ve 7sayılı toplantısında alınan karar gereği, 23.dönem milletvekili genel seçimi nedeniyle listelerin hazırlanması ile ilgili olarak(Genel Başkan olarak tam desteklediğim,)Genel İdare Kurulu Üyelerinden bir Araştırma Komisyonu kurulması zaruriyeti doğmuştur.                               …
                                   Şöyle ki bazı listelerin menfaat karşılığı oluşturulduğu, akçeli işlere girildiği, bazı adayların şaibeli işler nedeniyle istifa ettiği gerek adaylarca gerekse basında dile getirilmiş ve bu iddialar (…) kamuoyunda büyük infial yaratmıştır.
                                   Kamuoyunda büyük infial uyandıran bu iddiaların araştırılması ve sonuçlandırılması için…”
                                   Genel İdare Kurulu Üyelerinden beş kişilik bir araştırma komisyonu görevlendirildiğinizi bildirmektesiniz.
                                    Genel İdare Kurulunun, 15/08/2007 tarihinde yaptığı toplantıda, 23.dönem milletvekili genel seçimleri sebebiyle hazırlanan listelerle ilgili olarak bir araştırma komisyonu kurulmasına ve komisyonda görev yapacak üyelerin 06/09/2007 tarihinde yapılacak Genel İdare Kurulunda seçilmesine karar verildi.
                                 Genel İdare Kurulunun, 06/09/2007 tarihinde yapacağı toplantıyı, toplantıdan bir gün önce, Teşkilât İşleri Genel Başkan Yardımcısının Yardımcılarından Sn.Fadıl Ünver telefon ederek, iptal ettiğinizi bildirdi. Kendisine iptal gerekçesini sordum. Bilmediğini söyledi.
                                   Aralık 2002 tarihinden Haziran 2007 tarihine kadar, Teşkilât İşleri  Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirdiğiniz, Sn.Mümtaz Yavuz dahi, 22/07/2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında şunları söylemektedir :
                                   “…Yavuz ilk seçim sonuçlarının gelmeye başlaması üzerine DP’nin basın merkezine çıkarak bir basın toplantısı düzenledi.Listelerin hazırlanmasında dost, akraba, askerlik arkadaşlığı ilişkilerine önem verildiğini belirten Yavuz, il başkanlarının aday yapılmadığını söyledi.Teşkilatların dışlanması nedeniyle partilerde inanç kaybı olduğunu söyleyen Yavuz, ‘Bunu birilerinin izah etme zorunluluğu var, teşkilatlar gelip bu meselenin hesabını soracak’ diye konuştu.
                                   Yavuz Türkiye’de siyasetin liderlere endeksli olduğunu belirterek Ağar’ın hesap vermesi gerektiği imasında bulundu.Mümtaz Yavuz’un basın toplantısı sırasında bir olay çıkması ihtimaline karşı 20 kadar polis alt katta hazır bekletildi.”
                                  (http://64.223.169.104/search...)h?g=cache:eAHYOPrvw.GUJ:netsiyaset.wordpress.com/2007/07/22/me
Genel İdare Kurulu toplantısını, hiçbir gerekçe göstermeden iptal ederek, söz konusu komisyon üyelerinin Genel İdare Kurulunca seçilmesini engellemenizin gerekçesi ve hukukî dayanağı nedir?
                                   Görevlendirdiğiniz komisyon üyelerinin, araştırma konusundaki bilgilerinin basına intikal eden haberlerden ibaret olduğunu zannediyorum. Kaldı ki, komisyon üyelerinin dördü milletvekili adayı dahi değillerdi.
                                   Komisyon üyesi olarak görevlendirdiğiniz Genel İdare Kurulu Üyelerinin, bu görevi yapamayacaklarını size bildirdiklerini öğrendim.
                                   Genel İdare Kurulunun, 04/06/2007 tarihli toplantısında, milletvekili adaylarının tesbiti ve sıralanmasında, size yetki verilmesine karar verildi.
                                   Toplantıda belirttiğim gibi bu karar, 22/04/1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunun 37.maddesinin birinci fıkrası ve Parti Tüzüğünün 78.maddesinin (c) bendi hükümlerine aykırı olduğundan karara red oyu verdim.Ayrıca, kararın vahim sonuçlar doğuracağını da bildirdim.
                                   Yazımın 1.maddesinde sözünü ettiğim ve Noterlik vasıtasıyla gönderdiğim yazının “Sonuç” bölümünün 3.maddesinde, “İstifa etmiş olsa da, Sn.Mehmet Ağar ile milletvekili adaylarının tesbiti ve ANAP’ın DP’ye katılması toplantılarında bulunanların Genel İdare Kuruluna davet edilerek, bilgi vermelerinin sağlanmasını, teklif ettim.
                                   Ancak, siz toplantılara katılmadınız ve bilgi vermek gereğini yerine getirmediniz.
Yetki sizde olduğuna göre, sorumlu da sizsiniz.
                                    8)17 Ağustos 2007 tarihli, DP-07-05-899-1151 sayılı ve Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyeleri muhatap yazınızda :
                                   “…Genel Başkan olarak ortaya koyduğum irade gereği 17-18 Kasım 2007 tarihlerinde olağanüstü kongremiz yapılacaktır…
                                   Demokrat misyonumuza uygun ve Partimize yaraşır bir şekilde Tüzük değişikliği ihtiyacı görülmektedir.Bu nedenle teşkilatımızın arzuladığı daha demokrat, daha katılımcı ve daha şeffaf yapılı bir tüzük değişikliği yapılması için çalışmaları başlatmış bulunuyoruz.
                                   …” demekte ve GİK’in değerli üyelerinin bu konudaki önerilerinin ve değişiklik yapmak istedikleri maddelerin, Başkanlığınıza gönderilmesini istemektesiniz.
                             Ayrıca, 20/09/2007 tarihinde, Partiden gönderilen faks mesajında, “22 Eylül Aydın ve 23 Eylül de Manisa İllerimizde Tüzük Komisyonunun Bölge Toplantısı yapılacaktır. Bilgilerinize sunulur. DP Teşkilat Başkanlığı.” denilmektedir.
                             14-15 Aralık 2002 tarihlerinde yapılan Büyük Kongrede yaptığınız adaylık konuşmada, aynen:
                             “Bu Kongremizden sonra Allah nasip eder görevi bize devrederseniz, altı ay içinde bir tüzük kongresi yapacağız.Ama bu Demokrat Parti’nin kongreleri gibi olacaktır. Her delegenin söz hakkını sonuna kadar kullanacağı, gerekirse bir hafta sürecek bir kongre yapacağız.Partimizin anayasasını siz yapacaksınız, siz”
Ne olacak bu yeni tüzükte:
Teşkilatların seçim yardımı ve hazine yardımından nüfus, ekonomik gelişmişlik ve alınan oy oranında pay almaları garanti altına alınacak. Şimdiki gibi Manisa’ya İzmir’e, Bayburt’a, Balıkesir’e elinde trilyonlarca yardım almışken; 3-5 milyara seçimi yap demek yok. Onun alacağı pay, tüzükte yazılı olacak.
Her kademede önseçim olacak. Partiye emeğini verenlerin üstüne paraşütçü birlikleri ile çıkarma yapmak yok. Kontenjan, sadece bir elin parmaklarıyla sınırlı olacak. O da, belki emekli bir büyükelçi veya bilim adamı. Artık bu Partide Genel Başkan dahil, herkes sandığa girecek ve sandığın kararına boyun eğecek.
Teşkilat feshi devri artık kapanmıştır.Teşkilat yanlış yapıyorsa onun yanlışını delege cezalandırır, Ankara değil.Teşkilatın sorumluluğu Genel Başkana değil, partiyedir. Partiyi bir yere getiremeyen teşkilat zaten taban tarafından feshedilir.Ama nerede? Sandıkta! Bizim için en önemli ölçü sandıktır, sandık.(http://www.dp.org.tr./Kongre Konuşması. asp.)
…”
                                   Konuşmanızdaki taahhütlerinizden, tüzük değişikliği istediğiniz yazıya kadar, dört sene sekiz ay geçti.
                                   Mevcut tüzüğün eksik ve kusurlu maddeleri hangileridir?
Genel İdare Kurulunun geçen döneminde bir komisyon tarafından hazırlanan tüzük değişikliği ne oldu.?
Tüzük değişikliğine ihtiyaç varsa, bu konuyu, bir defa olsun, Genel İdare Kurulunun gündemine getirmemenizin sebebi nedir?
                                   Tüzük önemli ise, tüzüğün en önemli, olmazsa olmaz maddelerine neden uymadınız.? Meselâ, tüzüğün 50/A maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca , “Genel İdare Kurulu, en geç on beş günde bir normal olarak toplanır.” Ancak, Mayıs 2005-Haziran 2007 tarihleri arasında, Genel İdare Kurulunun en az 53 defa toplanması gerekirken,18 defa toplamanızın sebebi nedir?
                                   2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında hazineden kaç YTL. yardım alındı? Teşkilâtlara kaç YTL. gönderildi?
                                   Önseçim yaptırmamanızın sebebi nedir?
                                   Teşkilâtlar hakkında Aralık 2002-Mayıs 2005 tarihleri arasında 650 civarında, Mayıs 2005- Haziran 2007 tarihleri arasında 120 civarında, işlem yaptırmanızın gerekçesi nedir?
                                    Milletvekili adaylarının tesbitinde “tek seçici” olmanızın sebebi nedir?
                                    Sandıktaki %5,4 ölçüsünün müeyyidesi  istifa değil midir?
Bu sualler cevap bekliyor…
                                   9)“74 il başkanı Ağar’a ‘kal’ faksı gönderdi” başlıklı haberden bir bölüm:
                                   “22 Temmuz seçimlerinde beklemediği bir sonuç alan DP’de peş peşe lider adayları ortaya çıkarken, teşkilattan Mehmet Ağar’a ‘bizi bırakma’ baskısı var. Aralarında İzmir, Bursa, Manisa, Samsun, Antalya’nın da bulunduğu 74 il başkanı, Ağar’a ortak imzalı yazı göndererek, ‘partiyi bırakma’ çağrısı yaptı…” (http://www.sabah.com.tr/2007/09/17//haber)
                                   Seçimle gelen 73 il başkanının milletvekili genel seçimlerinde aday olmak üzere istifa ettikleri, 04/06/2007 tarihinde yapılan Genel İdare Kurulu toplantısında açıklanmıştı.
                                   “Partiyi bırakma” çağrısı yapanların kaçı 73 il başkanının aday olmak için istifa etmeleri üzerine tarafınızdan il başkanı olarak görevlendirilenlerdir?
                                   10)Basın Müşaviri vasıtasıyla istifa ettiğinizi bildirmeniz, şaibeli işler için araştırma komisyonu kurmanız, tüzük değişikliği taslağı hazırlatmanız, tüzük değişikliği için bölge toplantıları yapma teşebbüsleriniz, “partiyi bırakma” haberleri v.b., bana Alphonse Doudet’nin bir hikâyesin hatırlatıyor.
                                   Okulu asmağa ve günlerini şehrin ırmağı kenarındaki sandallarda geçirmeye alışan  afacan çocuk, bir gün eve fazlaca gecikmiş, akşam karanlığı bastığında evde yiyeceği paparayı hatırlayarak yola koyulmuş.Yürüyüşü esnasında, suçunu bastıracak bir bahane de bulamadan eve gelmiş.Bir iki saatten beri kendisini endişeli bir hiddetle bekleyen annesi kapıyı açar, açmaz:
                                   “Nereden geliyorsun bakalım? diye başlayınca, afacan pür heyecan, koyu Katolik olan kadıncağıza şu cevabi vermiş:
                                   “Anne haberin var mı? Papa ölmüş.”
                                   Birden yıldırım çarpmışa dönen dindar kadın, sesini soluğunu keserek istavroz çıkarmağa başlamış. Şimşek gibi evi dolduran kara haber, akşam sofrasını da mateme bürümüş. Aile sofrada hep ölen Papa’dan konuşmuş, afacan da, zahiren pek kederli görünmekle beraber, içinden gülerek yemeğini yemiş, yatmış.Ertesi gün, meş’um haberin aslı çıkmayınca, bu defa da, aileyi sevinç kaplamış.Afacanın meselesi unutulup gitmiş…
                                   Bu teşebbüsleriniz ve haberler, siyasette Makyevel’den beri bilinmedik tarafı kalmayan,efkârı başka mecraya çevirip, avutup oyalama taktiğinin birer tezahürüdür.
                                   Ama unutulmamalıdır ki, afacan dahi Papa’yı bir defa öldürmüş…
                                   11)15/08/2007 tarihli Genel İdare Kurulu toplantısında, Genel Muhasip Sn.Tevfik Altınok, Başkanlık Divanının 26/06/2007 tarihli toplantısında, Genel İdare Kurulu karar defterlerindeki imza noksanlıklarının tamamlanmasına karar verildiğini bildirdi.
                                    01/10/2007 tarihi itibariyle, Genel İdare Kurulu karar defterinin 2007/1,2,3,4 ve 5 no.lu kararlarında, sadece sekiz üyenin imzaları bulunmaktadır.
                                   Sizin de, kararlarda imzanız bulunmamaktadır.
                                   Sizin katılmadığınız 25/07/2007 ve 15/08/2007 tarihli 2007/6 ve 7 no.lu kararlar ise deftere yazılmamıştır.
                                   Red oyu kullandığım kararlara, muhalefet şerhlerimi yazmama imkân verilmemiştir. Ayrıca, bazı kararlar gerçeğe aykırı olarak yazılmıştır.
                                   Kararlar gerçeğe uygun olarak yazılır ve muhalefet şerhlerimi yazmama imkân verilirse, kararları imzalayacağım.
                                   Kararların bu hâlde kalması, kötü sonuçlar doğurabilecektir.
12)Genel İdare Kurulunun, 25/07/2007 tarihinde yaptığı toplantıda, Genel Muhasip Sn. Tevfik Altınok, harcamaları okudu ve harcamaların kabulünü teklif etti.
                                   Bugüne kadar böyle bir uygulama yapılmamıştı.
                                   Bazı Genel İdare Kurulu Üyesi arkadaşlarla birlikte, harcamaların mevzuata uygunluğunun bir yeminli malî müşavirliğe denetlettirilmesini ve alınacak rapordan sonra konunun görüşülmesini teklif ettik.
                                   Sn. Tevfik Altınok, Dünyanın hiçbir ülkesinde partilerin hesaplarının  yeminli malî müşavirlik tarafından denetlenmediğini, bunun sakıncalı olduğunu söyledi.
                                   Ben de, “Dünyanın hiçbir ülkesinde“ diye başlayan iddiaları kabul edemeyeceğimi, çünkü dünyanın bütün ülkelerindeki uygulamaların bilinemeyeceğini, ancak ülkemizde partilerin yeminli malî müşavirliklere denetim yaptırdıklarını, bir partinin yeminli malî müşavirliğe yaptırdığı denetim raporunu getirebileceğimi söyledim.
                                   Ayrıca, Sn.Tevfik Altınok, çeşitli harcamalar arasında, “Araştırma Harcamaları” na 1.563.686,00 YTL ödendiğini bildirdi. Bu meblağ beş firmaya ödenmişti.
                                   Araştırma raporlarının tarafıma verilmesini istedim. Ancak, raporlar bulunup getirilemedi.
                                   Harcamaların ayrıntılı olarak, Genel İdare Kurulunun gelecek toplantısına sunulmasına karar verildi.
                                   Genel İdare Kurulunun, 15/08/2007 tarihli toplantısında, Sn.Tevfik Altınok’un harcamalarla ilgili, Genel Başkanlık Makamı muhatap, 26/07/2007 tarih ve 07.03.28.1131 sayılı yazısı dağıtıldı. Yazının yedi sayfa eki vardı, ekler imzasızdı.
                                   Yazılarda, 2007 yılında, bağış ve yardım ile aday adaylarından alınan aidatların bulunmaması dikkat çekiciydi.
                                   Teşkilâtlara 8.528.500,00YTL., bilbordlara 2.135.847,96YTL., malzemelere 4.805.069,00YTL., gazete ilânlarına 1.907.090,77YTL.,araştırmalara (AG Araştırma 431.840,00 YTL., Estima Araştırma 415.500,00YTL., Başkent Araştırma 433.500,00YTL., Sonar Araştırma 259.600,00YTL., ve Taylar Nelson Araştırma 23.246,00YTL.) harcandığı belirtilmişti.
                                   İnceleme, düşünme ve istişare etmek için zaman yoktu.
                                   Bazı Genel İdare Kurulu Üyeleri ile birlikte, yeminli malî müşavirlikten denetim raporu alınması konusunda ısrarlı olduk.
                                   Araştırma raporlarının tarafıma verilmesini tekrar istedim.Ancak, yine raporlar bulunup getirilemedi.
                                    Malî rapora, Genel İdare Kurulunun altı üyesi ile birlikte red oyu verdim.
                                   Halen, araştırma raporlarının tarafıma verilmesini bekliyorum.
                                  Bu durumda, Genel Başkan olarak, harcamaların mevzuata uygunluğunun yeminli malî müşavirliğe denetlettirmeniz zarurîdir.
                                   13)ANAP Genel Başkanı Sn. Erkan Mumcu, çeşitli konuşmalarında ANAP’ın DP’ye katılmasının gerçekleşememesi  konusunda, sizin sorumlu olduğunuzu iddia etmekte ve sizi suçlamaktadır.
                                    Suçlamaları ısrarla cevapsız bırakmanız, “Otur yerine beni konuşturma”,      “Şimdi susma zamanı” v.b. sözleriniz, (http://www.cnnturk.com/TÜRKİYE/haber_detay.asp? PID)
hiç kimseyi tatmin etmemiştir.
                                   Şimdi susma zamanı değil, hareket ve sözlerinizi açıklama zamanıdır.
                                   14)İlk defa, Genel Başkan seçildiğiniz, 14-15 Aralık 2002 tarihlerinde yapılan Büyük Kongredeki konuşmanızın bazı bölümleri aşağıdadır: Bugün bu konuşmanızı hatırlamanızın ve sözlerinize  uygun hareket etmenizin zamanıdır.
                                               “...
Partimi uyarma görevimi 1 Mayıs 1999’da yaptım
1 Mayıs 1999 tarihinde durumun vehametini cesaretle seslendirdim:
DYP Milletin gücü ve siyasetinin merkezidir. Tek başına ikbal ve ihtiras uğruna DYP barajlarda boğulmaz. Boğdurmayız, boğdurmam.
DYP, millî merkezin dinamosu ve Türkiye’nin dinamik kadrosudur. Bu kadroyu itip kakanlar, villalarda siyaseti tayin edenler gerçeği görmelidirler.
Millete karşı siyaset yapılmaz.Ancak milletle birlikte, birarada ve içiçe siyaset yapılır.
Biz DYP için varız. Türkiye için varız.DYP'yi şanlı günlerine, bayrama dönen seçim başarılarına ulaştırmak için varız.
Bu misyon 1957 yılında oyların %47’ye düştü diye merhum Menderes’i sorgulayan misyondur. Tek başına iktidar olmaya alışmış bir misyon beşinci parti olmayı kaldıramaz.
Milletin sabrını istismar etmeyelim. Başını öne eğdirmeyelim.
1 ve 2 Mayıs 1999 tarihinde dile getirdiğim bu hakikatler o gün sorumlu yöneticiler ve Genel Başkan tarafından dikkate alınmadı. Alınsaydı 3 Kasım 2002 seçimlerinde partimiz baraj altı kalmayacak, bu ağır yenilgi alınmamış olacaktı. Türk demokrasisinin yapı harcı, merkez sağın gerçek sahibi DYP parlamento dışında kalmayacaktı.
Önümüzdeki günler Türkiye’nin siyasetine bir merkez sağ partinin damgasını vuracağı günler olacaktır. Demokrat Parti’den bugüne Türk milletinin sesi-sözü olmuş, ülkenin asıl çoğunluğu muhafazakâr-milliyetçi-liberal oyların meclisteki temsilcisi olmuş bu hareket, geçmişteki parti yöneticilerinin elinde kökünden, gövdesinden koparılmıştır. Yarın için de emanetçilere teslim edilemez.
Şimdi, sizlerle birlikte milletimizle bütünleşip devletimizi aydınlık yarınlara ulaştırmanın projelerini üreteceğiz. Burada unutmamamız gereken tek şey ‘kökü mazide olan parti olmamızdır.’ Gücümüzü bu misyonun geleneğinden, on yıllardır Anadolu’nun her köşesinde isimsiz partilerimizin yürüttüğü hürriyet ve demokrasi mücadelesinden alacağız.Bayrağı emanetçiye değil, göndere çekecek olanlara verin.
Siyasî partiler ‘lider’ partisi görünümündedir. Demokratik teamülleri kendi partileri içinde yaşatmayan bu kurumların Türkiye’ye demokrasi yaşatmaları, demokratikleşmeyi gerçekleştirmeleri nerede ise imkânsız görünmektedir. Parti meclislerinde genel başkanın sözlerine veya işaretlerine göre oylar verilmekte, parmaklar kalkmaktadır.
Partiler seçim beyannamelerinde halka verdikleri sözlerin, Meclise geldiklerinde tam zıddını savunabilmektedir.Yapılanmaları, seçim mekanizmaları sağlıksız işlemektedir.
Halkın itibar edemediği kurumların başında partiler ve onların mensubu siyasîler gelmektedir. Meclis Türkiye’nin meselelerine çare bulacak merci olmaktan uzaktır.
Partimiz 1991 seçimlerinde % 27 oy aldı, 178 Milletvekili çıkardı ve birinci parti oldu; 1995 seçimlerinde % 19.48 oy aldı, 135 milletvekili çıkardı ve ikinci parti oldu. 1999 seçimlerinde % 11.46 oy aldı, 85 milletvekili çıkardı ve beşinci parti oldu. Bu sürekli düşüş işaretiydi, anlaşılmadı ve 2002’de maalesef bizi son derece üzen bir fatura çıktı: % 9.56... Yani, 1946’dan beri seçime girip de ilk defa TBMM’de temsil edilememe. Bunun bir bedeli olmalıydı. Tarihi ülkeye hizmetle geçen bu partinin Meclis’te ilk defa temsil edilememesine sebep olanlar, bunun bedelini ödemeliydi. Yani istifa. ‘Başaramadım’ deyip ve Partiden özür dileyip istifa etmeliydiler. Etmediler, “biz gidiyoruz” diyemediler. Öyleyse görev sizin, sorumluluğu olana ‘güle güle’ siz diyeceksiniz, siz!
Allah nasip etti, yarım asrı aşan parti tarihimizdeki hepimizi üzen bu durumu ortadan kaldırmak ve partimizi Meclis'te temsil etmek bize nasip oldu. Partimiz kapıyı açtı, biz de hiç düşünmeden geldik. Buyurun Meclis'teki sandalyeniz dedik, gönlümüzden hiç çıkmayan şanlı kıratı yakamıza taktık. Şimdi o sandalyede ben değil, Doğru Yol Partisi'ne oy veren siz oturuyorsunuz.
Millet önümüze bir tablo koydu. Bazılarını gönlünden tamamen sildi, bizi ise uyardı: ‘Toparlanın!’
Bu tablo bize bir şeyi izah ediyor; evimizin temeli sağlam, Allah’a şükür ki, evimizin mimarları rahmetli Bayar, rahmetli Menderes, rahmetli Gümüşpala ve Allah uzun ömürler versin Sayın Demirel temeli sağlam atmışlar. Parti dualar üzerine inşa edilmiş. Kiracılar ne kadar hor kullanırsa kullansın çökmüyor.
‘Ben varsam, parti var’ diyenlerden olmadık asla. Bu parti 1946’dan beri biz yokken de vardı, bugün de var, bizden sonra da var olacak.
Partinin üyelerinin, teşkilatlarının Genel Başkana sorumluluğu devri artık kapanmıştır. Herkesin sorumluğu partiye karşıdır. Yani aşağısı yukarıya karşı sorumlu değil, yukarısı aşağıya doğru sorumludur. Başarısız olan herkesi parti başarısız olduğu makamdan indirecektir. Bunu çalıştıracak mekanizma bu tüzükte var olacaktır.
Ben hayatım boyunca hep nitelikli insanlarla çalıştım, benim çalıştığım yardımcılarım hep devlette önemli görevler aldı. Bundan hiç korkmadım. ‘Beni geçer mi’ diye hiç düşünmedim. ‘Benden iyi ise, ülkeme daha çok hizmet edecekse geçsin’ istedim. Onun için ben Mehmet Ağar oldum.
Bu parti için %10 barajı hedef olamaz. Teşkilatları bu kadar canlı ve heyecan içinde olan bir partinin hedefi ancak ve ancak tek başına iktidardır! Tek başına iktidar!...
Bizim hiçbir partinin sahip olmadığı kadar gurur duyacağı şanlı tarihimizi kimseye kaptırmaya hakkımız yoktur.
Bugün bizim görevimiz Demokrat Parti ve Adalet Partisi çizgisinde tek başına iktidara yürüyecek bir partiyi oluşturmaktır. Oluşturmak da değil, benliğimizi bulacağız, milletimiz gibi düşüneceğiz, milletimiz gibi yaşayacağız. Biz Demokrat Parti olacağız, Adalet Partisi olacağız ve kurulduğu günkü gibi Doğru Yol Partisi olacağız.
Bu konuşmanız halen, Partinin internet sitesinde yayınlanıyor…
 
SONUÇ                         : Siyaset adamlarını kendi ihtirasları değil, taşımaları gereken Devlet sorumluluğu idare etmelidir.
                                    Siz, Partide “Hâkimiyet kayıtsız şartsız Mehmet Ağar’ındır” siyaseti (!) uyguladınız.
                                    Sonuç, altmış bir yıllık bir davanın iflâsıdır; fiyaskodur.
                                   Tabiîdir ki, 25/07/2007 tarihli, Genel İdare Kurulu toplantısında söylediğim gibi, alınan sonuçta, başta siz olmak üzere sizden veya etrafınızdakilerden gelen her teklife “kabul” oyu verenler de sorumludur. 
                                   Âcilen Genel İdare Kurulunu toplantıya davet ederek, Bodrum 2. Noterliğinden gönderdiğim, 07/08/2007 tarih,10654 No.lu ile onaylı yazım ile bu yazımda temas ettiğim konular hakkında açıklamalar yapmanız zarurîdir.
                                   Ancak, bugün Türk seçmeninin sizinle bir gelecek tahayyül etmediğini bilmeli ve ikibin yıl önce yaşayan Çinli filozof Lao Tsu’nun “İşini bitirince çekilmesini bil” vecizesini unutmamalısınız.
                                   Ayrıca, iletişim kurmamı teminen, 17-18 Kasım 2007 tarihlerinde yapılacak Olağanüstü Büyük Kongre Delegelerinin ad, soyad, ikametgâh adresi ve varsa cep telefonu numaralarının tarafıma bildirilmesini ve bu yazımın, masrafları tarafıma bildirildiğinde ödenmek üzere, Genel İdare Kurulu ve Merkez Karar Kurulu Üyelerine tebliğini talep ederim.
                                   Delegelere göndereceğim yazılarımın birer nüshasını da size göndereceğim.
                                   Gereğini bilgilerinize sunarım.03/10/2007.
       
                                   Tuncer Enginertan
                                   Genel İdare Kurulu Üyesi     
 
 
 
 
                      Sayın Noter,
                      Üç nüshadan ibaret işbu yazımın bir nüshasının APS ile muhataba tebliğini, tebliğ şerhini havi bir nüshasının tarafıma verilmesini ve bir nüshasının da Noterliğinizde saklanmasını rica ederim.03/10/2007.
 
                               Tuncer Enginertan
 

Dünyada Siyasi Partiler
 
 
  Demokrat Misyon
Demokrat Parti Yazıları – 8

  Sosyal Demokrasi Yazıları



 
Siyasal Partiler . Com Her hakkı saklıdır.
webmaster@siyasalpartiler.com